Papatya Ve Faydaları

Papatyanın Faydaları
Genellikle yol, vadi kenarlarında ve özellikle boş arazilerde kendiliğinden yetişen oldukça güzel kokulu sarı-beyaz renklerde çiçekler açan bir bitki türüdür.
Papatyanın Faydaları: İştahsız kişiler tarafınca çok kullanılır ve iştah açıcı özelliği bulunmaktadır. Sinirleri yatıştırır ve sakinleştirme özelliği vardır. Bir çok sancıları iyileştirmede kullanılır, başta bel ve baş ağrısı olmak üzere, ağrıları dindirir. Diş ağrılarında daacıyı dindirir ve faydalıdır. Vücuda ferahlık ve rahatlık verir. Basur ağrılarını da büyük ölçüde azaltır. İdrar artırıcı özelliği bulunur. Yüksek ateşi düşürür ve mikropları öldürürür. Mikrop öldürücü özelliği sebebiyle ağız, boğaz ve bademcik iltihaplarında gargara yapılıp kullanılarak faydası görülür. Yaralarda ve basurda pansuman olarak kullanılırsa hem mikropları öldürücü etki yapar, hem de yaranın iyileşme sürecini büyük ölçüde hızlandırıcı görev üstlenir.
Papatya bitkisi bağırsakta oluşan gazları da söker. Spazmı giderici ve gaz söktürücü görevleri vardır. Başta gastrit ve ülser gibi sorunlarda faydalı olan papatya hem ülsere karşı iyileştirmeyi hızlandırır hemde koruyucu etki sağlar. Adet düzensizliklerine de iyi gelen papatya çayı bu tür sorunlarda da kullanılmaktadır.
Papatya Bitkisi Nasıl Kullanılır? Papatyadan papatya yağı, papatya çayı ve boya gibi ürünler elde edilmektedir. Papatya çayı tahriş olmuş ciltleri temizlemede ve ferahlatmakta çok kullanılır. Papatya çayı ile gözlere yapılan pansumanda gözdeki şişlikler gider. Papatya suyu banyo suyuna katılmasıyla birlikte cildi tazeleyici ve saçlara parlaklık verici özellik sağlar. Papatya suyu özellikle saç bakımı için kullanımı yaygındır. Ayrıca, papatya suyunun banyoda kullanılması hastalıkların iyileşme sürecini hızlandırır.

Etiketler: , , , ,

Günlük Enerji İhtiyacı

GÜNLÜK ENERJİ İHTİYACINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

•    Çalışma Şekli ve Süresi:    Günün büyük bölümünü uyuyarak ve televizyon karşısında oturarak geçiren bir bireyin enerji ihtiyacı daha az, bir iş yerinde eğilip kalkarak çalışan bir bireyin enerji ihtiyacı daha fazladır.

•    Vücut Ağırlığı:        Vücudunda kas dokusu fazla olanları, yağ dokusu fazla olanlara göre daha fazla enerjiye ihtiyaçları vardır. Enerji ihtiyacı, şişman bireyin gerçek kilosuna göre değil, olması gereken ideal kilosuna göre hesaplanır.

•    Yaş:    Yaş ilerledikçe, fiziksel aktivitelerde azalma olduğu için birey şişmanlamaya başlar. Bunu önlemek için, 40 – 49 yaşlarında günlük enerjinin %5`i 50 yaşından sonra her 10 yıl için %10`u azalır.

•    Çevre Sıcaklığı:        Soğukta yaşayanların enerji ihtiyacı, sıcakta yaşayanlara göre biraz daha fazladır. Çevre sıcaklığının 10 – 14 C`un altına her 10 C düşüşünde, enerji ihtiyacının %5 – 10 arasında arttığı tahmin edilmektedir.

•    Büyüme Çağı:        Büyüme için enerji harcandığından, büyümenin hızlı olduğu yaşlarda enerji ihtiyacı artmaktadır.

Etiketler: , , , ,

İshal Diyeti

İSHAL DİYETİ

İshalin nedeni araştırılır. Gerekiyorsa ilaç tedavisi yapılır. İlaç gerekli değil ise sadece ishal diyeti düzenlenir. İshalde vücuttan önemli miktarda sıvı-elektrolit kaybı olur. Kaybedilenler yerine konmazsa yaşam tehlikeye girer. İshal tedavisinin asıl amacı; kaybedilen ve elektrolitleri yerine koymak ve özellikle çocuklarda vücuttaki besin depolarının boşalmasını önlemektir.

İshal olan bir bebek ise, emzirmeye devam edilir. Kesinlikle anne sütü kesilmez. Anne sütüne ilave olarak az tuzlu koyu ayran, meyve suları ve özel hazırlanmış tuz, şeker, karbonat ve su karışımından verilir. Daha büyük çocuklarda, az tuzlu yoğurt ve pirinç lapası, şeftali, elma ve havuç suyu, meyve ve sebze püreleri verilebilir. İshalli kişinin vücudu susuz bırakılmamalıdır. Özellikle çocuklarda sıvı ve elektrolit kaybının daha hızlı geliştiği ishal diyeti şöyledir;
•    İshalli kişi için gereken enerjiyi sağlamalıdır. Hasta uzun süre aç bırakılmamalıdır.
•    Kaybedilen sıvı ve elektrolitleri karşılamalıdır.
•    Bağırsak hareketlerini artıran fazla yağlı ve posalı besinleri içermemelidir.
•    Fazla miktarda ve demli çay ile kahve, vücuttan su atılımını arttırdığı için diyette yer almamalıdır.
•    Tuz ve şeker, kaynatılmış su ile karıştırılıp içildiğinde tuzun emilimi daha iyi olmaktadır.
•    Su tutucu özelliğinden dolayı pektin ve nişasta içeren besinler diyette yer almalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Karbonhidratlar

KARBONHİDRATLAR

Besinler ağızda çiğneme ile mekanik olarak parçalanır. Tükürükte bulunan amilaz enziminin ile karbonhidratların sinirimi ile başlar. Polisakkaritler disakkaritlere dönüşür. Midede emilim olmaz, midenin peristatik hareketleriyle parçalanmış olan besinler ince bağırsaklara gönderilir. İnce bağırsaklarda monosakkaritler direkt emilir. Daha önce ağızda sindirimi başlayan disakkaritler ise ince bağırsaklardan salgılanan disakkaridaz enzimi ve pankreastan gelen amilaz enzimlerinin etkisiyle monosakkaritlere dönüştürürler. Disakkaridaz enzimleri olan laktaz laktozu, sükraz sakarozu, maltaz da maltozu mono sakkaritlerilere parçalar.

Karbonhidratlar, ince bağırsaklardan sadece monosakkarit yapısında kan dolaşımına katılıp karaciğere gelir. Kana geçen glikozun bir kısmı kan dolaşımı ile doklara iletilir. Glikoz, dokularda oksijen ve enzimlerin etkisiyle oksidasyona uğrar. Bunun sonucunda ortaya enerji, su ve karbon dioksit çıkar. Kandaki glikozun fazlası glikojen olarak karaciğerde depo edilir. İhtiyaç duyulduğunda tekrar glikoza dönüştürülerek kullanılır. Glikozun fazlası yağa çevrilerek vücut dokularında yağ olarak depo edilir.

Karbonhidratların metabolizmasını etkileyen bazı hormonlar vardır. Bunlardan en önemlisi pankreastan salgılanan insülin hormonudur. İnsülin, glikozun kandan hücrelere girerek oksidasyona uğramasını ve enerji oluşmasını, enerji harcaması az olduğunda yağa dönüştürülüp depolanmasını sağlar.

Etiketler: , , ,

Dengeli Beslenme

Günlük Dengeli  Beslenme

Sağlıklı Beslenme:    Vücudumuzun ihtiyacı olan besin öğeleri içeren çeşitli besinleri tüketerek yeterli ve dengeli beslenmedir. Tek tip beslenme, vücudumuzun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ , vitamin ve mineralleri karşılayamaz. Bireylerin yeterli ve dengeli beslenmesi için kolay akılda kalacak bir rehber oluşturmak amacıyla besinler aşağıdaki gibi gruplandırılmıştır: Hamilelikte anne adaylarının beslenmelerine çok dikkat etmesi gerekmektedir ve mutlaka doktorlarına bu konu hakkında danışmaları gerekmekte çünkü hamile iken alınan besinler bebeğinizin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için çok önemlidir.

1.    Et, yumurta ve kuru baklagiller grubu:    koyun, inek, tavuk, hindi, balık, fasulye, barbunya, nohut, mercimek

2.    Süt ve süt ürünleri grubu:    inek, koyun vb. hayvanların sütleri, yoğurt, peynir, çökelek, lor

3.    Sebze ve meyve grubu:    konserve, dondurulmuş, kurulmuş meyve ve sebzeler

4.    Tahıllar grubu:    buğday, çavdar, mısır, pirinç, yulaf

5.    Yağ ve Şekerler grubu:    tereyağı, margarin, yemeklik yağlar, kuyruk ve iç yağları gibi katı yağlar, mısır özü yağı, zeytin yağı

Etiketler: , , , ,